Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) ile ilgili yapılmak istenen değişikliklerle ilgili Metropol Eğitim Kurumları tarafından yayınlanan kamuoyu bilgilendirme metni

Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) ile ilgili yapılmak istenen değişikliklerle ilgili

Metropol Eğitim Kurumları tarafından yayınlanan kamuoyu bilgilendirme metni

Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS), yıllar içerisinde belli değişikliklere uğramakla beraber ülkemizde ve yurtdışı temsilciliklerimizde  1981 yılından beri yapılmaktadır.

Sınavın bilinen içeriği 2005 yılından itibaren uygulanmakta olup, 80 soruluk Temel Öğrenme Becerileri Testi (45 genel yetenek sorusu, 30 matematik sorusu, 5 geometri  sorusu) ve öğrencilerin Türkçe yeterlilik düzeyini ölçen ve sınav puanlamasına etki etmeyen 60 soruluk Türkçe Testi’nden oluşmaktadır.

Ülkemizdeki üniversitelerde yüksek öğrenim görmek isteyen yabancı uyruklu bir öğrencinin katılması gereken Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS), pedagojik olarak değerlendirildiğinde, öğrencinin bilgi ve pratik düzeyini bilimsel kriterlere göre yeterince ölçmeyen ve öğrencileri okumak istedikleri bölümlere göre sınıflandırmada ciddi eksiklikleri olan bir sınavdır.

Örneğin herhangi bir üniversitenin psikoloji, İngilizce öğretmenliği ya da tarih bölümüne girmek isteyen bir öğrencinin matematik ağırlıklı bir sınava katılarak üniversiteye kabul ediliyor olması; ya da akademik anlamda başarılı olabilmek için matematik altyapısı gerektiren bir mühendislik fakültesinde eğitim görmek isteyen bir öğrencinin, sayısal yeteneğin belirleyici olduğu fakat kısa sürede pratik kazanılarak yapılabilecek olan bir genel yetenek testi (IQ) ve temel düzeyde matematik – geometri bilgisi içeren bir matematik testi ile üniversiteye kabul ediliyor olması sıra dışı uygulamalardır.

Sıra dışılık sadece bunlarla kalmamakta olup, yabancı uyruklu öğrencilerin üniversitelere yerleştirme işlemlerinin 2004 yılına kadar ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılırken, sonrasındaki yıllarda üniversitelerin inisiyatiflerine bırakılmış olması ile de, bu durumun objektif olmayan değerlendirmelere ve keyfi uygulamalara neden olmuş olmasından kaynaklı olarak fazlasıyla düşündürücüdür.

Yüksek Öğretim Kurumu’nun, yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye üniversitelerine kabulünde  hayata geçirmeyi planladığı yeni  düzenlemeler ve Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı’nın kaldırılması üzerine aldığı karar ile Türkiye üniversitelerine yabancı uyruklu öğrenci akını olacağı iddaa edilmektedir. Uzun yıllardır yabancı uyruklu öğrencilerin ülkemiz üniversitelerinde öğrenim görebilmeleri adına, sınavlara hazırlık aşamalarının büyük bir bölümünde sorumluluk almış olan bir kurum olarak; yapılması planlanan değişikliklerle üniversitelerimizdeki yabancı uyruklu öğrenci sayısının artacağı yönündeki öngörünün doğruluğuna, bu düzenlemelerin içeriklerine , yabancı uyruklu öğrenci alımındaki alternatiflere dair sorular ile beraber bu değişikliklerin sonucunda oluşacak olan tabloya dair birkaç önemli noktaya değinmemizin yararlı olacağı kanısındayız.

TÜRKİYE’YE ÜNİVERSİTELERİNDE ÖĞRENİM GÖRMEK AMACIYLA TÜRKİYE’YE GELEN  YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN SAYISININ YETERLİ OLMAMASI YÖS’DEN KAYNAKLI MIDIR?

Aslında soruyu doğru sormak, doğru cevabı almak açısından da oldukça önem taşıyor. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye’deki üniversitelere ilgisinin az olması; YÖS’ün varlığından kaynaklı bir sonuç mudur yoksa Türkiye üniversitelerinin akademik yeterliliklerinin dikkate değer ve Dünya çapında kabul gören bir düzeyde olmamasının bir sonucu mudur diye sormak gerekiyor. Bu soruya verilecek cevap her yıl yayınlanan “Dünya Üniversiteler Sıralaması”nda yer almaktadır. (2009 yılı verileriyle ilk 500’de 2 üniversitemiz, ilk 1000’de ise 7 üniversitemiz bulunmaktadır.)

Bu nedenledir ki sadece YÖS’ün varlığıyla yabancı uyruklu öğrencilerin Türkiye üniversitelerine olan ilgisi arasında doğrudan bir bağlantı kurmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

YÖS’ÜN KALDIRILMASI VE YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ ALIMININ TAMAMIYLA ÜNİVERSİTELERİN İNİSİYATİFİNE BIRAKILACAK OLMASI NASIL SONUÇLAR DOĞURABİLİR?

Yabancı uyruklu öğrencilerin üniversitelere alımlarında, 2004 yılından bugüne kadar üniversiteler kendi kriterlerini belirlemektedirler. YÖS ün kaldırılması ile, üniversiteler öğrenci alımlarının her aşamasında birinci dereceden sorumlu olacaklardır. Burada akla gelen ilk soru YÖS gibi merkezi olarak yapılan bir sınavın yokluğunda üniversiteler hangi kriterlere göre öğrenci alacaklardır. YÖK’ten yapılan açıklama, öğrenci kabulünün  uluslararası geçerliliği olan sınavlarla ve her ülkenin kendi lise bitirme ya da üniversite sınavları dikkate alınarak yapılacağı yönündedir. Peki bu durumda üniversiteler nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacaklardır? Türkiye’de şu an öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin dağılımlarına bakıldığında yoğunluklu olarak Türkiye’nin komşu ülkelerinden, Türk cumhuriyetlerinden, T.C. vatandaşlığından çıkmış vatandaşlarımızın yaşadığı Avrupa ülkelerinden  ve Ortadoğu ülkelerinden öğrencilerin olduğu anlaşılmaktadır. (2 bin 472 KKTC – İngiliz pasaportu olan ve KKTC vatandaşı olmayan öğrenciler, 2 bin 307 Azerbaycan, bin 147 Bulgaristan, bin 703 Türkmenistan, 975 İran, 899 Moğolistan, 850 Yunanistan, 701 Kazakistan, 581 Afganistan, 556 Almanya, 528 Kırgızistan, 518 Bosna-Hersek, 499 Arnavutluk, 491 Rusya, 307 Makedonya, 293 Irak, 291 Suriye, 262 Gürcistan, 209 Ukrayna, 174 Çin)

Burada dikkat çekici olan eğitim sistemleri oturmuş, üniversiteye yerleşme periyotları belli esaslara göre işleyen ve akademik olarak kendisini Dünya çapında kanıtlamış üniversitelerin olduğu ABD, İngiltere, Fransa vb. ülkelerdeki öğrencilerden üniversitelerimize talep olmadığıdır. Aksine,  ülkemizde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin sayıları dikkate alındığında, üniversitelerimizin hedef kitlesini oluşturan öğrencilerin ülkelerinin üniversiteye yerleşme süreçlerinde her kadar belli esaslar olsa da, sağlıklı işleyen bir eğitim sistemleri olmayan hatta lise bitirme sınavları veya üniversiteye giriş sınavları zaman zaman şaibelere konu olan ülkeler olması dikkat çekicidir. Peki sınav sonuçları ya da diplomalarının geçerliliği tartışmalı olan hatta  para karşılığı satın alınabilecek olan bu sınav sonuçlarının ya da diplomaların üniversitelerimize öğrenci kabul sırasında dikkate alınacak olması öğrencileri bilimsel kriterlere göre bölümlere yerleştirme  açısından ne kadar doğru sonuçlar verecektir, bu diplomaların ya da sınav sonuçlarının güvenilirlikleri nasıl ölçülebilecektir sorularına verilebilmiş tatmin edici cevaplar maalesef henüz bulunamamıştır.

Örneğin İran’da üniversiteye devam edecek olan öğrencilerin yüksek not almaları gereken ve para karşılığı satın alınabilen lise 4 diploması (Pishdanesgahi) , her sene sınav sorularının daha önceden ele geçirildiği haberleri ile anılan Azerbaycan’da ve Kazakistan’da yapılan üniversite sınavları ya da lise öğrenimini hiç yapmadan lise diploması sahibi olunabilen Türkmenistan ve Bulgaristan gibi ülkelerden alınan lise bitirme diplomaları, bu ve benzeri ülkelerden gelen öğrencileri üniversitelerimize kabul ederken ne kadar ciddiye alınabilecek, ya da bu sınav sonuçlarının ve diplomaların sahte olup olmadığı nasıl tespit edilebilecek gibi sorularının cevapları da hala yanıt bulmuş değil.

Bu duruma alternatif olarak sunulabilecek olan ve Dünya çapında geçerliliği olan örneğin SAT veya GCE (General Certificate Examination), ACT, Fransız Bakaloryası gibi sınavlar (diplomalar) içerik olarak öğrencilerin yerleşecekleri bölümlere ne kadar paralel testler içermektedir,  örneğin; uluslar arası ilişkiler bölümü okumak isteyen bir öğrencinin,  matematik ve İngilizce testlerinden oluşan SAT sınav sonucuyla Türkçe eğitim yapan bir üniversitenin uluslararası ilişkiler bölümüne yerleşmesi ne kadar mantıklıdır sorularına verilecek cevaplar da ayrıca değerlendirilmelidir.

Diğer bir alternatif olarak sunulan üniversitelerin yabancı uyruklu öğrenci alımlarında kendi sınavlarını açmaları ve kendi  kriterlerini belirlemeleri konusudur. İlk bakışta birbirinden farklı akademik sıralamalara sahip üniversitelerin farklı düzeylerde sınavlar yapmalarının, öğrencileri seviyelerine ve bilgi birikimlerine göre sınıflandırma açısından doğru sonuçlar verebileceğini düşünebiliriz. Fakat her üniversite kendi doğru bildiği yöntemi izleyeceğinden,  dolayısıyla da yabancı uyruklu öğrenci alımında ortak kriterlerin değil de üniversitelerin öznel tercihlerinin belirleyici olduğunu bilmemizden, bu durumun da sağlıklı sonuçlar vermesi düşük bir ihtimal olarak görünmektedir. Yabancı uyruklu öğrenci alımı konusunda belli başlı birkaç üniversitenin dışında birçok üniversitemiz bu konuda gerekli bilgi birikimine ve deneyime maalesef sahip değildir.

Üniversitelerin yabancı uyruklu öğrenci alımlarında birinci dereceden sorumlu kılınacakları konusu ile ilgili olarak değinmemiz gereken başka bir nokta ise, her yıl yapılan YÖS sınavlarından sonra yabancı uyruklu öğrencilerin üniversitelere başvuru süreçlerinde yaşanan düşündürücü gelişmelerdir. Birçok spekülasyona konu  olan, zaman zaman medyaya da yansıyan , üniversitelerin keyfi olarak da değerlendirilebilecek eleme kriterleri, öğrenci alımında yetkili olan akademik ya da idari personelin öznel değerlendirmeleri, hatta usulsüzlük olarak tanımlanabilecek uygulamalarıdır. Bu usulsüzlükler ve öğrenci alımlarında yaşanan keyfi uygulamaların merkezi olarak yapılan YÖS ortadan kaldırıldığında daha büyük problemlere yol açıp açmayacağı henüz yanıt bulmuş değildir. YÖS 2004 sonrasında uygulanmaya başlayan ve bugüne kadar devam etmekte olan, öğrencilerin üniversitelere kabul edilme süreçlerinden yola çıkılarak yapılan bu öngörünün yanlışlanma olasılığı üzülerek belirtmek isteriz ki oldukça düşüktür.

YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ SINAVI’NIN 2010 YILI İTİBARİYLE KALDIRILMASI VE YÖS 2010’UN YAPILMAMASI DURUMUNDA OLUŞACAK OLAN TABLO NEDİR?

Her yıl yapılması planlanan Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı’na katılmak için binlerce öğrenci Türkiye’ye gelmektedir. Bu öğrencilerin bir bölümü ülkemizdeki Türkçe kurslarına katılmakta,  bir bölümü Türk liselerinde ya da diğer ülkelerin eğitim sistemlerine göre öğretim yapan lise dengi okullarda öğrenim görmekte, diğer bir kısmı ise de sadece YÖS’e hazırlanmak amacıyla Türkiye’de bulunmaktadır. Bu öğrencilerin büyük bir bölümü ülkemizdeki özel kurslara ya da dershanelere de devam etmektedirler. Bu öğrenciler Türkiye’de ikamet etmek, hayatlarını devam ettirmek , dershanelere veya Türkçe kurslarına katılmak için maddi, manevi fedakarlıklarda bulunmaktadırlar. Ayrıca Türkiye dışında da bu sınava katılmak amacıyla hazırlıklarını sürdüren birçok öğrenci bulunmaktadır.

25 Ekim 2009 tarihinde ÖSYM’nin açıkladığı 2010 yılı sınav takviminde YÖS 2010’un tarihi 18 Nisan 2010 olarak belirlenmiş olup, çok sayıda üniversite adayı, belirlenen tarihe göre 6 ila 12 ayını planlamış olup, bu öğrencilerin azımsanamayacak bir bölümü Ankara, İstanbul, İzmir gibi şehirlerimizde hazırlıklarını devam etmektedirler. Yabancı uyruklu öğrencilerin ülkemizdeki üniversitelere kabullerinde izlenecek prosedürün değiştirilmesi veya YÖS sınavının 2010 yılında itibaren kaldırılması bu öğrencileri ve ailelerini zor durumda bırakacak olup, uluslararası alanda da ülkemizin prestijini sarsacaktır.

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN YA DA TÜRK LİSELERİNDE ÖĞRENİM GÖREN YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN DURUMLARI NE OLACAK?

Cevaplanması gereken en önemli sorulardan bir tanesi de budur; son yıllarda YÖS’e başvurularda kayda değer oranda artış gösteren Türkiye Cumhuriyet vatandaşlığından çıkmış olan ve aynı zamanda yabancı uyruğu olan öğrencilerin ya da Türk liselerinde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin durumları ne olacaktır? İlk etapta akla gelen son 20-30 yılda yurtdışına çıkan, bulundukları ülkelerin vatandaşlıklarını alan ve özellikle Avrupa ülkelerinde yoğunlaşan T.C. asıllı öğrencilerin durumlarıdır. Bu öğrencilerin bir kısmı lise öğrenimlerini Avrupa ülkelerinde tamamlarken büyük bir kısmı Türk liselerinde öğrenim görmektedir. Yapılmak istenen dönüşümle amaçlanan Türkiye üniversitelerinin bir cazibe merkezi haline getirilmesi ve ülkemize kaynak sağlanması ise ülkemizdeki milli gelire önemli noktada katkı sunan ve sonuçta yabancı uyruklu öğrenci statüsünde olan bu öğrencilerin Türkiye üniversitelerinde  öğrenim görmesi nasıl gerçekleşecektir.  Diğer bir açıdan görevleri gereği Türkiye’de bulunan, diğer ülkelerin ülkemizdeki temsilciliklerinde çalışan yabancı uyrukluların çocukları, özel şirketlerde görev alan yabancı uyrukluların çocukları üniversitelerimize nasıl yerleşeceklerdir?

YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ SAYISININ ARTMASI İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM NEDİR?

Öncelikle vurgulanması gereken  başlangıçta belirttiğimiz akademik yeterlilik meselesidir. Üniversitelerimizin diplomaları dünya çapında geçerlilik kazanmadığı sürece, yabancı uyruklu öğrenci akını beklemek anlamsız olacaktır. Üniversitelerimizin akademik olarak tercih edilebilir bir düzeye getirilmesi yönünde adımlar atılmalı ve üniversitelerimizin diğer ülkelerdeki tanıtımlarının belli bir süreklilik halinde ve doğru bir stratejiyle hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.

Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) için ise söylenecek ilk şey bu sınavın  bu haliyle kesinlikle kalmaması yönündedir. Fakat çözüm YÖS’ü kaldırmak değil, tam tersine lisans ve lisansüstü eğitim süreçlerini sağlıklı olarak işletebilen birçok ülkede olduğu gibi, YÖS sınavını tekrardan tamamı ile yeniden düzenlemek ile merkezi hale getirmek ve yabancı uyruklu öğrencileri yerleşmek istedikleri bölümlere uygun testlere tabi tutmaktır. Bu durum, ülkemizdeki YGS ve LYS sınavları için nasıl yapılıyorsa, YÖS sınavı için de benzer bir mantığa göre kurgulanmalıdır; nasıl ki bir T.C. vatandaşı öğrencinin İngiliz dili ve edebiyatı eğitimi görebilmesi için çözmemesi gereken ilk test matematik testi ise, aynı durum bir yabancı uyruklu öğrenci için de geçerli olmalarıdır. YÖS yeniden gözden geçirilmeli sayısal ağırlıklı bölümlere girebilmek için matematik testi, geometri ve genel yetenek testi;  tıp, diş hekimliği eczacılık gibi bölümlere girebilmek için kimya ve biyoloji testi; sözel bölümlere girebilmek için genel kültür, dünya tarihi, psikoloji vb. testleri ön plana  çıkartılmalıdır. Bu durum aynı zamanda üniversitelerimizde öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin seviyesini artıracağı gibi ülkemize lisans eğitimi almaya gelecek olan öğrencilerin profilini değiştirecek olup bir tür içeriye doğru beyin göçü de sağlayacaktır.

Ve son olarak, unutulmamalıdır ki ülkemize gelen yabancı uyruklu öğrenciler, ülkemizdeki belli başlı üniversitelerde ve kayda değer bölümlerde okumak amacıyla burada bulunmaktadırlar. Kendi ülkelerinde Tıp , Diş hekimliği, Endüstri müh. vb. prestijli bölümlere girebilme şansı yakalayan öğrenciler zaten kendi ülkelerinde bu eğitimlerini almaktadırlar. Üniversitelerimizi bu öğrenciler için çekici kılacak olan verdiğimiz eğitimin kalitesi ve verdiğimiz diplomanın geçerliliğidir.

NOT: 21 OCAK 2010 PERŞEMBE GÜNÜ YÖK GENEL KURULU TOPLANACAK OLUP, YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİNE YERLEŞTİRMELERİNDE YAPILACAK OLAN DEĞİŞİKLİKLER VE YÖS 2010’UN YAPILIP YAPILMAYACAĞI GİBİ YÖS İLE İLGİLİ KARARLAR ALINACAKTIR. BU NEDENLE 21 OCAK PERŞEMBE TARİHİNDEN ÖNCE YAPILACAK OLAN HER GÖRÜŞME ÖNEM TAŞIMAKTADIR.

Bir Cevap Yazın